Seul | Güney Kore

Asya tatilimizin son durağı olan Güney Kore´ye Tayvan´ın Kaohsiung şehrinden Seul´e direkt uçuş ile varıyoruz. Nisan ayının sonlarındayız. Tayvan´ın 30 derecenin üstündeki sıcak havasından çok daha farklı bir iklim karşılıyor bizi. Seul´un iklimi Türkiye ile neredeyse aynı. Teknik olarak karşılığı: Türkiye 36-42 kuzey paralellerinde iken, Seul 38 civarlarında. İklimin dışında Seul havalimani ile başlayıp otelimize gidene kadar geçtiğimiz yollardan bu şehrin ne kadar gelişmiş olduğu hemen dikkatimizi çekiyor. Diğer Asya ülkelerinden çok daha farklı, daha batılı, daha modern, aynı zamanda da çok planlı bir şehir.

Ayrıca şu ayrıntıyı da paylaşmak istiyorum: Havalimaninda pasaport kontrolü esnasında parmak izinizi verdiğiniz bir uygulama var ve bu uygulama asistanı sizinle Türkçe konuşuyor. İlk dakika itibariyle çok hoş bir sürpriz ile Kore´ye giriş yapmış oluyoruz.

50 milyonluk Güney Kore´nin 10 Milyonluk nüfusu Seul´de yaşıyor. Dolayısıyla kalabalık bir şehir ama hem planlı bir şehir hem de ulaşım ağı çok iyi olduğundan diğer asya ülkelerindeki gibi anormal kalabalıklar görmüyorsunuz. Ulaşım sistemi oldukça gelişmiş. Çok fazla metro güzergahı var ancak tek sıkıntı biraz komplex olması. Şöyle ki aynı güzergahta birden çok tren olabiliyor. Bunlardan Kimi ekspres; her durakta durmuyor, kimi normal. Bunu anlayabilmek için birkaç defa hata yapmak şart 🙂 Buna çok dikkat edin. Bir de metroların cok fazla giriş çıkışı var (abartmıyorum 10-15 kadar bazen). Yönlendirmeler de biraz karışık. Metrosu kullanışlı ama diğer ülkelerinkinden daha karışık diyebiliriz özetle.

Yüksek nüfustan ötürü genelde dikey mimari tercih edilmiş. Şehir genel olarak iki bölümden oluşuyor: gangnam ve handei bölgeleri. Gangnam posh, lüks ve pahalı tarafı. Gangnam style şarkısından hatırlayabilirsiniz 🙂 hatta gangnam´in göbeğinde gangnam style dansı yapabileceğiniz bir sahne bile kurmuşlar. Biz de bulmuşken şansımızı değerlendirdik ve figürlerimizi sergiledik 🙂

 

 

Öncelikle hemen şunu söyleyeyim. Seul´de gezilecek görülecek ve deneyimlenecek çok fazla şey var ve bizim 3.5 günlük Seul gezimiz aslında sadece tadımlık oldu. Iyi de oldu. Damağımızda güzel bir tat bıraktı Seul. Buraya mutlaka tekrar geleceğiz. 

Gelelim hemen Seul´de gezilecek yerlere:

Gyeongbokgung Sarayı : 1395 yılında Joseon Hanedanlığı tarafından (Hanedanlığın hüküm sürdüğü yıllar 1392-1910) ana saray olarak inşa edilmiş. Daha sonraları hanedanlığın politik ve ekonomik merkezi haline gelmiş. 1592 yılında Japon saldırıları sonucu çıkan yangında tamamen yok ediliyor ve 270 yıl harabe olarak kalıyor. Daha sonra renovasyon calışmaları ile bugünkü halini alıyor. Çok güzel bir tesadüf ki buranın yerel bir festivali olan royal culture festival kutlamalarına denk geliyoruz ve oldukça renkli kareleri deneyimleme şansımız oluyor. Birbirinden renkli, yerel kıyafetleriyle her yastan koreliyi sarayın etrafında görebilirsiniz. Oldukça çok fotoğraf çekildiklerini söylememize gerek yok sanırım 🙂 onlarla birlikte biz de çok fotoğraf çekildik ve çok güzel kareler yakaladık diyebilirim. Buyrunuz burdan kareler:

Giriş ücreti: kişi başı 3000 won (yani 2.5 Eur civarı)

 20190428_131824 20190428_132941 20190428_13552520190428_125101

Buchon Hanok Köyü: Gyeongbokgung Sarayından çıktıktan sonra yürüyerek ulaşabileceğiniz mesafede biraz daha doğuda kalıyor. Kore geleneksel koy evlerini ve atmosferini görmek, şehir manzaralı güzel fotoğraflar çekmek için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Ayrıca köyün içinde resim yapabileceğiniz bir Gahoe Folk Resim Müzesi, Kore geleneksel müzik enstrumanlarını çalmayı öğrenebileceğiniz Gugak Sarang ve çeşitli sanat galerileri bulunuyor. Biz tabiki royal festivalin avantajını kullanarak bol bol resim çekildik.

 

Kore Savaş Anıtı (The War Memorial of Korea): Dünyanın neresinde bir Güney Koreli ile karşılaşsam Türk olduğumu öğrenir öğrenmez bana kardeşi gibi davranmaya başlıyor. Bu nedenle ben de hep Kore´lilere karşı bir muhabbet beslemişimdir. Bu sevginin temellerinin Türkiye´nin Kore savaşına katılması ile başladığını ve Türk ordusunun Kore´de bulunduğu süre boyunca yerel halk ile çok iyi bir iletişim kurduğunu düşünüyorum. Anıtı gezerken de bunun nedenini daha iyi anlamış oldum. Türk askeri Kore´ye kara ordusu gönderiyor ve ülkenin kuzey ve tek kara sınırının çin ve kuzey koreye karşı savunulmasında amerikan askerleri ile birlikte görev alıyor. Diğer ülkelerin hemen hemen hepsi, deniz savaşlarına katılıyorlar, donanma desteğinde bulunuyorlar. Ayrıca Türk ordusu Güney Kore´de en uzun kalan ordu. (Buraya net bilgi yazilacak). Hem görevi hem kalış süresinin uzunluğu nedeniyle yerel halk ile iletişimi çok daha yoğun oluyor. Tüm bu nedenlerle bu savaş anıtı bizim için farklı bir önem taşıyor. Büyük bir alana kurulmuş bir anıt. Savaşa katılan tüm ülkelerin bayrakları var. Ülkemizin bayrağının dalgalandığı bir yeri daha görme şansını bulduğumuz için mutlu ve gururlu bir şekilde buradan ayrılıyoruz. 

 

Anitin icinde ayrica Kuzey kore ve Guney Kore´li iki kardesin savas meydaninda karsilamasinin dramatik hikayesini betimleyen cok hüzünlü bir heykel bulunuyor. Heykel baris, sevgi ve bagislamayi temsil ediyor. Heykeldeki catlak gorunumlu kisim ise Kuzey Kore ve Guney Kore arasindaki siniri ve gelecekte bir gün birlesme umudunu temsil ediyor.

 

Bongeunsa Tapınağı (Bongeunsa Temple): Bongeungsa tapınağı, Samseoung-dong bölgesinde yer alan 1200 yıllık geçmişe sahip bir Budist tapınağı. Budist tapınaklarının çiçek ve tütsü kokulu, sakin ve dingin atmosferi genelde insana müthiş bir huzur veriyor. Şehrin göbeğinde, Bongeungsa´ya girer girmez hemen bu atmosferi yakalayabiliyorsunuz. Çok fazla insan gün içinde ibadet ve dua için tapınağı ziyaret ediyor.

Burda ibadetin dışında tapınak hayatını deneyimleyebileceğiniz çok güzel bir program da var. Biz öncesinde haberimiz olmadığı için yapamadık. Programın adı “Templestay”.  Geleneksel tapinak hayatini ve Kore Budizm kültürünü deneyimleyebileceğiniz kısa bir program. Belirli bir miktar ücret karşılığı (kişi başı 70,000 won, yani 60 Eur civarlarına geliyor ) 1 gece tapınakta konaklamalı 2 günlük bir tur aslında. Her cumartesi, pazar günü olarak düzenliyorlar. Öncesinde rezervasyon yapmanız gerekiyor. Daha detaylı bilgiyi bu linkten öğrenebilirsiniz: 

 

Myeong- dong: Burası Seul´un alışveriş caddelerinden biri. Özellikle kozmetik alışverişi için bir cennet diyebilirim. Korelilerin genel olarak ne kadar bakımlı olduklarını buraya adım attığınız dakika anlayacaksınız. Çünkü, korelileri çılgınca kozmetik alışverişi yaparken göreceksiniz. Asya ülkelerinde ışıltılı ve beyaz bir cilt çok beğenildiğinden genelde bu ürünler çok fazla kullanılıyor. Sokakta bakımsız, makyajsız kadın görmek gerçekten çok zor. Metroda, otobüste her yerde kozmetik ürünlerinin reklamları var. Hal böyle olunca bu sektörde birçok yerel marka geliştirmişler ve cilt bakımı konusunda gerçekten iyiler. “Korean Beauty” kavramının gerçek olduğunu burda anlamoi oluyorsunuz. Dolayısıyla kozmetik dükkanları ile dolu koca bir sokak bulacaksınız. Bazıları ilk kez gördüğünüz markalar olabilir. Kozmetik merakı olan kadınların kesinlikle ilgisini çekecek bir bölge. Aynı zamanda bu bçlgede çeşitli sokak yemeklerini de deneyebilirsiniz. Bir akşamüstünüzü alışveriş ve sokak lezzetlerinden atıştırmaca moduna ayırabilirsiniz. Tavsiye ederiz 🙂 Çok kalabalık olduğunu hatırlatalım sadece!

 

 

Insa-dong: Insa-dong trendi kafelerin olduğu, küçük ara sokaklarında şirin restauranlar, hediyelik eşya satan dükkanları keşfedebileceğiniz güzel bir yer. Biraz turistik bir yer ama birçok koreli gencin burda takıldığını görebilirsiniz. Bizim en çok şaşırdığımız şeylerden biri kadin/erkek yoğunluğu oranı oldu. Neredeyse tüm kafelerde %80 oranında kadınlar var. Sanıyorum ya erkekler calışıyorlardı (mesai saatiydi) ya da kadınlar kendi aralarında takılmaktan daha çok keyif alıyorlar 🙂

 20190429_132903

Samsung D´light mağazası: Burası Samsung´un yeni teknoloji ve gelişmeleri sergilediği bir mağaza. Özellikle teknolojiye merakı olanlara kesinlikle tavsiye ederim. Mağazaya girdiğiniz ilk dakikadan son ana kadar şuana kadar gördüğüm en iyi kişiselleştirme ile size müthiş bir deneyim yaşatıyor. Şöyle ki; girer girmez, sizin bilgilerinizi alıp, fotografınızı çekerek bunları elinize taktıkları bir bilekliğe kaydediyorlar. Bu dakikadan itibaren ilk önce mağazanın bilboardlarında sizin resminiz ve hoşgeldiniz yazıları dönmeye başlıyor. Ve de ondan sonra mağaza içinde deneyimlediğiniz herşeyi sizin için kişiselleştirmeye devam ediyor. En son da size tüm bu deneyimlerinizi e-posta ile yolluyor. NewYork´taki Amazon´un Go mağazası da dahil hiç bu kadar başarılı bir deneyim yaşamamıştım. 

Çeşitli Samsung ürünlerini deneyimledikten sonra en son da Samsung mağazasından satın alabilirsiniz. Fiyatlar açıkçası internet fiyatlarindan çok da farklı değil ama güzel bir anı olması açısından değerlendirebilirsiniz.

20190430_124026

Ulusal Kore Müzesi (National Museum of Korea): Çok güzel ve çok büyük bir müze. Biz 2 saatimizi ayırdık ama 3. katı görmeye zamanımız yetmedi. Tavsiyem yarım gününüzü buraya ayırmanız. Çünkü çok fazla görülecek şey var.

20190430_16121420190430_165101

20190430_170945 20190430_174302 20190430_175940

 

Bize ilginç gelenler:

  • Seul beklediğimizden çok daha gelişmiş bir şehir. Avrupa´nın bir çok yerinden bile bu anlamda daha iyi olduğunu söyleyebilirim.
  • Cok gelismis bir metrosu var ancak suana kadar gorduklerimin en karisigi diyebilirim.
  • Kadini erkegi dikkat cekcsi derede cok bakimlilar veAsya´da suana kadar gordugum en güzel millet diyebilirim.
  • High-tech tuvaletlere hazir olun. Bildiginiz oturuyorsunuz, sag tarafinizda bir kontrol paneli ve üzerinde 7 tane dügme var. Butun dugmeleri denemekten korktum, ancak sicak su ve fan gercekten büyük konformus :))

 

Yemeden Gelmeyin:

  • Tabiki Korean Barbekü: Mutlaka birkac farkli yerde deneyin. Biz 3 kez yedik, hepsinin deneyimleri cok farkliydi. Bazi yerlerde sizin icin pisirip hazirliyorlar. Farkli deneyimler, tadlar yakalayabilirsiniz. Beyaz lahanin da mangalda pisirilip et´in disina durulup yendigini falan ogrenebiliyorsunuz.

 

  • Pirinc Sarabi: Korean barbekü yaninda cok güzel gidiyor. Cok fazla alkollu degil. Bir 75 lik 3 kisi icin cok tadinda oluyor.

 

  • Genel olarak food market´ta ne bulursaniz deneyin. Gercekten cok degisik lezzeter tadacaksiniz. 

 

Uyari: Kore Türkiye´ye vize uygulamiyor ve gayet iyi hurmet goruyorsunuz. Bizim basimiza birsey gelmedi ancak son yillarda Türkiye´den bir sekilde illegal olarak Kore´ye giden kisi sayisi artmis ve bundan dolayi da Kore hükümeti pasaport kontrolünde geri dönüs biletlerinizi de kontrol ediyor ve eger gosteremezseniz sizi almayabiliyor. Dedigim gibi biz Almanya cikisli olarak bu tatilimize gittigimiz icin bizim basimiza gelmemis olabilir. Siz her ihtimale karsi tüm belgelerinizi yaninizda bulundurarak önleminizi alin.

 

 

 

 

Yorum bırakın