Ölüdeniz Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir tatil beldesidir. İngilizce’de Blue Lagoon olarak anılmaktadır. Eşsiz lagün (deniz kulağı) oluşumlarından birisidir. Tarihte Likyalıların yaşadığı “uzak diyar”, “ışık diyarı” olarak da anılmış. Bu kadar ansiklopedi bilgisinden sonra gelelim detaylara 🙂

Oludeniz
Ölüdeniz’e nasıl gidilir, ne zaman gidilir?
Uçakla gelecek olanlar için Dalaman Havalimanın’da iniş yaptıktan sonra ister Havaş otobüsleri ile ister de özel transfer firmaları ile Fethiye Otogar’ına kadar varabilirsiniz. Fethiye Otogar’ının hemen önünden de Ölüdeniz’e giden ve sürekli geçen minibüsler var. Eğer özellikle son zamanlarda popüler olmaya başlayan Kabak’a gidecekseniz aynı yerden kalkan önünde Kabak yazan minibüslere binmeniz gerekiyor.
Dalaman’dan Fethiye Otogar Havaş’ı kullanırsanız yaklaşık 1 saat sürüyor ve 10 TL ücreti var. Fethiye – Ölüdeniz arası 13 km’lik bir yol olmasına karşın minibüslerin Hisarönü ve Ovacık’ta oyalanması vs. nedenleriyle ortalama 30-40 dk sürmektedir.
Bu nedenlerle özellikle de Ölüdeniz’den sonra farklı rotalara devam edecekseniz araç kiralamanızı tavsiye ederim.Ya da sezonda Havaalanı Transfer şirketlerinin Paylaşımlı veya Özel Transfer seçeneklerinden faydalanabilirsiniz. Bunların bazıları Resorthoppa.com, a2btransfers.com.
Ölüdeniz’e Ocak ve Şubat ayı da dahil defalarca gitmiş biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: En güzel zaman sezon öncesi ve sonrası olan zamanlar. Yani Mayıs ayı boyu veya Haziran başı sezon sonu olarak ta Ekim ayı boyunca en keyifli zamanları geçirebilirsiniz. Tatil sezonu olan Temmuz ve Ağustos aylarında hem çok sıcak oluyor hem de çok kalabalık. Deniz tuzu seviyesinin yüksek olması sizi etkiliyorsa, sezon öncesi (kaynak suları ile beslendiğinden dolayı) deniz suyunun çok daha az tuzlu ve dolayısıyla çok daha rahat yüzebilecek kıvamda olduğunu bilmeniz önemli.
Ölüdeniz’de nerede kalınır?
Benim gibi denize yakın olayım, gezilecek yerlere buradan giderim kafasındaysanız Ölüdeniz sahiline yakın 3-4 yıldızlı otelleri tercih edip, yürüme mesafesi ile ölüdenizin muhteşem denizine ulaşabilirsiniz. İster lagün tarafında ister de Belcekız tarafında deniz keyfini yaşayabilirsiniz. Fiyatları da oldukça makul. Geceliği 100-150 TL’ye çift kişilik bir oda bulanabilir. Benim favori otelim Ata Lagoon.
Hisarönü, Ovacık tarafında çok fazla otel ve villa bulunmakta. Özellikle kalabalık gruplar için Villa kiralamak mantıklı olabilir. Bu villalarda her türlü imkan bulunduğu için tatilinizi yazlık tadında geçirebilirsiniz. Bu civarda konaklamanın avantajı Fethiye’nin tüm gece hayatı ve eğlencesinin kalbine yakın olacaksınız. Akşam dışarı çıkıp alkol aldıktan sonra gece geri nasıl döneceğim derdiniz olmaz. Arabanız varsa da kullanmanızı tavsiye etmem, Jandarma tarafından sıkı bir kontrol var.
Ben huzurun peşindeyim, sessizliği dinlemek istiyorum, insandan uzak olsun derseniz Kayaköy‘ü tercih edebilirsiniz. Yine Kayaköy’de de müstakil ve birçoğu lüks olan villalar mevcut. Hemen hemen hepsi havuzlu ve bahçeli, kalabalık aileler veya gruplar olarak kalabilirsiniz.
Fethiye merkez’de kalıyım Ölüdeniz’in kalabalığına hiç girmiyim diyorsanız Fethiye Merkez’e çok yakın olan Çalış Plajı‘nın yakınlarındaki otel veya pansiyonları tercih edebilirsiniz. Bu civarda kalmanın bir diğer avantajı da Fethiye merkezdeki muhteşem balık lokantalarına yakın olmak.
Kabak koyu, Kelebekler Vadisi:
Ben kumsalda Bungalov’larda veya çadırda kalayım, ada hayatı tadında bohem takılayım diyorsanız, ikisi de çok güzel alternatifler. Kelebekler Vadisine Ölüdeniz’den tekne ile ulaşabilirsiniz. Sabah 11:00 gibi tekne turlarının kalktığı yerden kalkan direk Kelebeklere giden tekneler var. Kabak koyuna ise Fethiye otogardan her 2 saatte (sezon oncesi sonrasına göre günde birlere kadar düştüğü olabiliyor, öncesinde kontrol etmenizde fayda var.) bir kalkan minibüsler ile varabilirsiniz.
Ölüdeniz’de ne yenilir/içilir?
Tabiki deniz ürünleri 🙂 Nerelere gidelim derseniz Fethiye merkezdeki balık pazarı taze deniz ürünlerine ulaşmak için en uygun yollardan biri. Burada aldıklarınızı hemen civardaki restaurantlarda pişirtip yanına mezenizi falan da söyleyerek misler gibi takılabilirsiniz. İstanbul fiyatlarının çok altına kocaman Jumbo karides alıp bir güzel yiyebilirsiniz.
Fethiye marinada birbirine çok yakın bir çok balıkçı var: Uzak ara Girida‘yı tavsiye ederim. Burada bir akşam yemeği yemeden dönmeyin derim. Özellikle mayıs-haziran aylarında çıkarılan çok nadir bulunan Kuzu Göbeği Mantar‘ından yapılan tavayı bulursanız mutlaka deneyin. Mekanın mezeleri o kadar güzel ki balık yiyebilecek yeriniz kalmayacak. Güzel balık restaurantlarından biri de Hilmi.
Ölüdeniz’de nereler gezilir? Ne yapmalı?
Aslında yapacak o kadar çok şey var ki hangisinden başlasam bilemiyorum. Herhalde ölüdeniz için sembol olan Yamaç Paraşütü ile başlamazsak ayıp olur. 2006 yılında bir kez cesaret edip bu keyfi yaşayan biri olarak hayatta bir kez mutlaka denenmeli. Ben Focus Turizm‘den almıştım turumu. Ölüdeniz’in gayriresmi parabirimi olan pound üzerinden fiyat çekiyorlar ama Türkler için pazarlık imkanı var. Aslında yükseklik korkusu olan biri olarak rahatlıkla yapabildim ancak yamaç paraşütünden çok Babadağ yolunu tırmanmanın tehlikeli olduğunu hatırlatayım.

Ölüdeniz sahiline iniş yaparken 🙂
Ölüdeniz lagün’de yüzmek: Çarşaf gibi derler ya hani. Gibisi falan yok direk çarşaf. Denize sırtüstü boylu boyunca uzanın ve gozlerinizi kapatıp anın tadını çıkarın. Bu keyif paha biçilemez. Çalış plajında gün batımı:Bir akşamınızı muhteşem bir gün batımı eşliğinde birşey içerek keyif yapmaya ayırın derim. Tekne Turu: Olmazsa olmazlardan. Ölüdeniz sahilden kalkıyorlar. Kayaköy: Mutlaka ziyaret edilmeli. Eski bir rum köyü ve de ziyaret edebileceğiniz tarihi kaya mezarları var. Hem tarihi havası, hem sakinliği ve huzuru ile gorulmeli diyorum. Kelebekler Vadisi:İster günübirlik ister kalmalı mutlaka görün, tadını çıkarın. Şelale yolundan yürüyün. Kelebekleri görmek biraz zor ama yine de umudunuzu yitirmeyin 🙂 en az yarım gün geçirip, vadinin huzurlu ortamının tadını çıkarmak gerekir bence. Likya Yolu: 500 kusur km’lik bir parkur. hepsini yürümek zorunda değilsiniz. Parkur zaten bir çok etaptan oluşuyor. Ölüdeniz tarafındaki parkurun farklı farklı 20-30 km’lik kısımlarını günübirlik yürüme tecrübem var sadece ama bunda bile kimselerin bilmediği, görmediği ıssız yerlerde terkedilmiş antik kiliseler, harabeler gibi ciddi tarihi geçmişe şahit olmuşluğum var. Bir gün tüm parkuru yürümeyi çok istiyorum. Bakalım ne zamana gerçekleştirebileceğim. Parkur ile ilgili güzel bir deneyimini gezgin bir arkadaş çok güzel paylaşmış buyrun Likya Yolu Yuruyusu keyifle okuyabilirsiniz.

Likya Yolu Parkuru
SaklıKent: Fethiye’den 1 saatlik araç yolculuğu ile gidebileceğiniz ve de yarım gününüzü geçirebileceğiniz bir yer. Buz gibi bir suyun aktığı 13 km boyunca uzanan bir vadi ve kanyon. Vadi bazı noktalarda endişelendirecek kadar daralıyor ve zorlaşıyor. Ben en fazla birkaç km’sini yürümüştüm. Vadinin devamında rafting heyecanı da yaşayabilirsiniz. Yürüyüş sonrası suyun üzerinde kurulu restaurantlarda keyifli bir yemek yiyebilirsiniz. Bıldırcın eti deneyebilirsiniz.

Saklıkent
Keyifli bir tatil geçirmeniz dileğimle..