3 gece 4 günlük bir tatil için Viyana’dayız. Saat 1 de Sabiha Gökçen’den kalkan Ucağımız ile 2,5 saat süren yolculuğumuzun ardından yerel saatle 2:30’da (avusturya daha batida olmasi nedeniyle Türkiye’den 1 saat geri) viyanaya iniyoruz. Planımız havaalanından otobüsle Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya geçmek. Bratislava Viyana havaalanından 65 km uzaklıkta. Viyana ve Bratislava dünyadaki birbirine en yakın baskentlerden. Viyana havaalani 4 nolu çıkıştan çıkarak Bratislava otobüslerine binmek mümkün. Aynen böyle 🙂

Viyana Havalimanından kalkan Bratislava Otobüsü
Bratislava’ya 3 farklı firma aracılığıyla gidilebilir; slovaklines, eurolines ve regiojet. Yarım saatte bir otobüs kalmakta ve kisi basi 7,5 € ödeyerek 50 dakikada Bratislava’ya ulaşmak mümkün. Yolculuk bu kadar kolay olunca Viyanaya gelmişken Bratislava’ya geçmemek ayıp olur. Hem viyana 1 kere görmenin yetmeyecegi kadar güzel bir şehir. Yolda Avusturya sınırını geçene kadar yoğun rüzgar turbinleri görülüyor. Sonbaharın etkisiyle doğa renkleri büyüleyici. Slovakya’ya geçtiğinizde ülkenin Avusturya kadar gelişmiş olmadığını farkediyorsunuz. Her iki ülkede de Tuna nehrinin beslediği verimli toprakların nizami şekilde ekildigini görmek tarıma verdikleri önemi gösteriyor bize. Bratislava Tuna nehri üzerine kurulmuş küçük bir şehir. Şehrin modern tarafı ile eski şehir (stare mesto) birbirinden bir cadde ile ayrılmış.
Tuna Nehri adını Almanya’da doğduğu kentten almış. Almanca Danua İngilizce olarak ise Danube. Avrupa’nın en uzun 2. Nehri olup 10 ülkeden (Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Moldovadan) geçerek Karadeniz’e dökülüyor. Avrupa’nın pekçok önemli şehrinde Tuna nehrinin etkilerini ve güzelliğini görmek mümkün. Bratislavada eski şehirde iniyoruz. İndigimizde havanın kararmasina çok az var. Burada 1 günümüz var, bu nedenle eski şehir ve kaleyi gezmeyi planlıyoruz. Otobüsten indikten sonra vodafone avrupa kampanyasının burada geçerli olmadığını görüyoruz ama Türkcell bu konuda imdadimiza yetişiyor. İlk defa geldiğin bir şehirde navigasyon ve internet olmadan işler epey zorlasmakta. Otobüsten indikten sonra hemen karşınızda oldukça geniş ve agaclik bir yuruyus yolu çıkıyor. Yolun sonu şehrin önemli meydanlarindan hviezdoslav meydanı, meydan adını heykeli bulunan ünlü Slovak Şairden almakta. Bu meydanın hemen önünde toplanan free tour’lar var, isterseniz bu turlar eşliğinde Bratislava’yı yürüyerek gezebilirsiniz.

Hviezdoslav Meydanı
Biz çok aciktigimizdan kendimizi meydana gelmeden solda yer alan Zylinder isimli restorana atıyoruz. Restoranın ambiyansi oldukça güzel, yerel biralari keyifli. Patatesleri oldukça lezzetli. Buradaki moladan sonra Otelimiz bulmak üzere sirtimizda cantalarimiz şehri keşfetmeye başlıyoruz. Vip apartments ta 2 kişi gecelik 110 TL’ye konakliyoruz bu gece, otel St.michael’s tower‘ın hemen arkasında yer alıyor.

St. Michael ve otelimize giden yol
Odada ufak bir mutfak ta bulunmakta ve oldukça temiz. En güzeli de hemen odanın baktığı st Michaels Tower altında canlı müzik çalan sokak sanatçıları her daim bulunmakta, canlı müzik derken klasik müzik tabii ki. İnsanın kendi ülkesinde klasik müziğin popülaritesi bu kadar az olunca sokaklarda klasik müzik çalan korunmuş eski şehirleri ziyaret etmek çok farklı bir duygu yaşatıyor. Odamıza yerleştiren sonra gece keşfi için dışarıya çıkıyoruz. Hava oldukça soğuk ( İstanbuldan 8-10 derece daha düşük) geceleri de karasal iklimin etkisiyle daha da soğuk oluyor. Büyük meydan ve çevresi ünlü heykellerin görülebileceği yer. Burada Napoleon’s soldier ve Schone Naci heykellerini gorebilirsiniz. Buyuk meydanda ayrica maximillian heykeli ve Çeşmesi ile jesuit kilisesini gorulmeye deger. Cumil ve Hans Christian Andersen heykelleri de 1-2 sokak ileride yer alıyor.

Bratislava sokak heykelleri
St. Martin katedrali şehirde mutlaka görmeniz gereken yerler. Biz buraları görüp bolca fotoğraf çektikten sonra şehri bi de yüksekten görmek ve bişeyler içmek için skybar’a gidiyoruz. Bar hemen Amerikan Büyükelçiliğinin yanında yer almakta. Şehri tepeden gören mekandan gece katedral şehir ve kale manzarasi oldukça güzel.

Sky Bar’dan St. Martin ve kale manzarası
İçki sunumları da oldukça güzel. Ben womanizer diye tatlı eksi bir kokteyl, eşim ise sert bir viski kokteyli deniyor; her iki içkiyi de çok begendigimizden tariflerini alıyoruz. Burada geçirdiğimiz keyifli zamanin ardından şehrin tuna kıyısına da görmek adına geldiğimiz yolun tam tersi istikamete doğru yürümeye başlıyoruz. Bu tarafta Slovak opera binası ve Filarmoni orkestra binasını geçerek nehir kıyısına iniyoruz. Nehir boyunca yürüyüş ve koşu alanlari mevcut. 1 saatlik yürüyüşün ardından büyük meydana geri dönüyoruz. Sıra tatlı ve kahvede; Mondieu isimli bir kafeye giriyoruz. Kahve konusunda kültürüm çok geniş olmadigindan yorum yapmayacağım ama brownie cheesecake tarzı tatlıları ve çikolataları oldukça başarılı. Şehirde biraz daha yurudukten sonra ertesi sabah erken kalkmak üzere Odamıza çekiliyoruz.
Bugün öğle olmadan viyana yoluna çıkmayı planlıyoruz. Bu nedenle sabah 9 da otelden çıkış yaptık. Çantalarimiz hafif olduğundan gezmek problem değil. Bugün aziz Elizabeth (mavi kilise) ve kaleyi gezdikten sonra viyana otobüsü ile şehirden ayrılmayı düşünüyoruz. Mavi kilise şehrin daha yeni yerleşim tarafında ve biraz uzak. Yolda tadilat çalışmaları da olduğundan çok keyifli bir yuruyus olmuyor.

Mavi Kilise
Kilise oldukça kücük fakat fotograflamaniz açısından iç kısmı da dış görüntüsü de oldukça güzel ve farklı. Kaleye yürüyerek ulaşmak mümkün, eski şehir in hemen üstünde yer alıyor, manzara açısından şehri ve nehri görmesi nedeniyle tercih edilebilir. Geçirdiği tadilat ile tamamen beyaza boyanmış fotograf çekmek için güzel bir nokta. Kale sonrası viyana yoluna düşme zamanı.