Atina’dan sonraki durağımiz kiklad Adaları’nın güney tarafında yer alan volkanik bir dağın zamanla sonmesi sonucu oluşmuş santorini. Volkanik olmasi nedeniyle kızıl siyah bir toprağa sahip, kızıl toprağın üzerinde dağ Yamacına sıra sıra kurulu beyaz evler ve adanın karşısında yer alan kaldera dedikleri adacik adaya mevcut ününü kazandırmış durumda.
Biz adaya uçakla geliyoruz, uçuş 50 dk sürüyor. Havaalanı monolithos’ a yakın. Biz thira ‘ da konaklayacagimizdan ve gece 12’de başka ulaşım yolu olmadigindan taksiye biniyoruz. Gece taksi oldukça pahalı 30 €, bize kaziklandigimiz hissini veriyor. Thira (fira) Otelimiz merkezi. Otobüs terminaline 5 dk. Adayı keşfetmek için otobüsle seyahat etmeyi uygun buluyoruz fakat otobüs seferlerinin azlığı nedeniyle hata yaptığımızı anlamamız uzun sürmuyor. Yunan Adalarında en rahat ulaşım atv yada Vespa ile sağlanıyor. Biz yandık siz yanmayin diyerek tavsiyem o ki mutlaka bir araç kiralayin. Hatta gece geç geliyorsanız havaalanından kiralayin.

Santorininin merkezi Fira, bütün otobuslerin hareket yeri fira terminali, bu nedenle eğer araç kiralamayacaksaniz fira ‘ da kalmak mantıklı. Otobüsle bir yerlere gitmek kişibaşı 2-3 €. Bizim Santorini’de 1 tam günümüz var. Sabah ilk olarak farklı bir plaj görmek adına red beach ‘e gidiyoruz. Otobüsle gidiş 1 saati geçiyor. Akrotiriden sonra hemen sonra otobüsten inip plaja yürümek gerekiyor. Balikcilarin onunden kisa bir yuruyus ve Hafif tırmanıştan sonra bir patikaya giriliyor. Bu patikaya girmeden önce meyve ve içecek satan arabalar var, burdan bişeyler almak lazım. Plajda küçük bir büfe dışında bi şey yok. Patikada ufak bir tırmanışin ardından kızıl kumlu plaj karşınıza çıkıyor. Biz gittiğimizde tam manzaranin karşınıza çıktığı yerde canlı müzik vardı. Çaldiklari şarkılar bizim turkcelerine aşina olduğumuz müzikler, kültürün bu derece ortak olmasi insanı sasirtiyor. Manzarayı tepeden gördükten sonra kayaların arasından sahile inen yoldan 5 dk kadar inmek gerekiyor. Sert kayaların üzerinde ince bir kumsal burası, ve oldukça dalgalı. Türkiye’nin plajlarından sonra burası yüzmek için çok cazip gelmiyor ama bakir ve farklı oluşu nedeniyle görmek keyifli oldu bizim için.

Sonrasinda red beach ‘ ten kalkan otobüse binerek perissaya gitmek istediğimizi söylüyoruz, bizi perissa otobüsünü beklemek üzere yol üstünde indiriyorlar. Kısa bir bekleyişin ardından perissa otobüsü geliyor. Red beach ten perissaya gelisimiz 2 saate yaklaşıyor. Burası adanın en düz bölümü. Deniz kıyısında sıra sıra restoranlar ve bu restoranlara ait beachler bulunmakta. Biz önce balık yiyor ardından restoranın plajında denize giriyoruz. Eğer yemek yediyseniz şemsiye ve şezlong ücretsiz. Sahil oldukça düzenli ve deniz temiz. Gunbatimina oia ‘ ya yetişmemiz gerektiğinden çok fazla kalamiyoruz. Dönüşte yoğunluk olduğundan ilk otobüse binemiyoruz. Odaya uğrayıp üstümüze degistirmek ve oia ya geçmek 2 saati buluyor ve biz tam gün batiminda oia ‘ da oluyoruz. Oia gün batiminda çok kalabalık oluyor. Eğer kalabalığı sevmiyorsaniz tavsiyem gün batımı için imerovigli ‘ye gitmeniz, biz gidemedik ama oia ‘ nin küçük ve sakin kopyası diyorlar.

Gün Batımı sonrası donus otobüslerinde ciddi bir yoğunluk oluyor bu nedenle ana durak dışında bir yerden binmek mümkün değil. Otelimizin çevresindeki kısa bir gezintiden sonra sabahki yolculuğa hazırlanmak üzere Odamıza çekiliyoruz. Sabah seajet 11 ferry ‘ si ile mikanos’ a geçeceğiz. Otobüsle 40 dk da limanda oluyoruz. Limana iniş yolu oldukça dik, insanı ürkütüyor. Kişibaşı 60 € verdigimiz ferry ile keyifli mikanos yolculuğumuz başlıyor.